DOLAR

16,3732$% -0.05

EURO

17,5794% 0.43

GRAM ALTIN

971,08%-0,36

ÇEYREK ALTIN

1.582,00%-0,31

BİST100

2.450,84%1,35

BİTCOİN

484365฿%0.40686

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul HAFİF YAĞMUR 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Tarım Orman Haber

Tarım Orman Haber

26 Mayıs 2022 Perşembe

    Bakan Kirişci: Türkiye, Sahip Olduğu Biyoçeşitlilikle Oldukça Önemli Bir Konuma Sahiptir

    Bakan Kirişci: Türkiye, Sahip Olduğu Biyoçeşitlilikle Oldukça Önemli Bir Konuma Sahiptir
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, “Türkiye, dünya ölçeğinde değerlendirildiğinde sahip olduğu biyoçeşitlilikle oldukça önemli bir konuma sahiptir.” dedi.

    Kirişci, Bakanlık ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin düzenlediği “2. Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi”ne video konferans yöntemiyle katıldı.

    Burada konuşan Kirişci, kongrenin çevre, yaban hayatı ve yaban hayvanlarıyla ilgili gelişmeler ve sorunların, farklı disiplinler tarafından tartışılması amacıyla gerçekleştirildiğini belirterek “Özellikle son yıllarda daha sık yaşanan sel, kuraklık ve orman yangını gibi felaketler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğal yaşamın korunmasına yönelik çalışmaların artırılması gerektiğine işaret etmektedir.” dedi.

    Dünya ölçeğinde değerlendirildiğinde, son 50 yılda memeli, kuş, sürüngen ve balık popülasyonunun yüzde 68’inin ortadan kalktığına dikkati çeken Kirişci, tatlı sularda yaşayan türlerin üçte birinin neslinin tükenme tehdidi altında olduğunu söyledi.

    Kirişci, iklim değişikliği, orman yangını ve çevre kirliliğine bağlı yaban hayatının sürdüğü ekolojik ortamların zarar gördüğünü vurgulayarak “Bu olumsuzluklara bağlı olarak 1 milyon tür yok olma riski altındadır.” ifadesini kullandı.

    Ekolojik bozulmaların doğal bir sonucu olarak yaban hayatında yaşanan kayıpların zamanla insan yaşamını da olumsuz etkileyeceğinin altını çizen Kirişci, “Bu nedenle yaban hayatının korunması ve sürdürülebilirliğinin temini için atılacak adımlar, tercihin ötesinde bir zorunluluk ve sorumluluktur.” diye konuştu.

    “Anadolu’da 150 memeli, 130 sürüngen ve 481 kuş türü var”

    Kirişci, Türkiye’deki biyolojik çeşitliliğe ilişkin bilgiler vererek şunları kaydetti:

    “Türkiye, dünya ölçeğinde değerlendirildiğinde sahip olduğu biyoçeşitlilikle oldukça önemli bir konuma sahiptir. Anadolu’da 150 memeli, 130 sürüngen türü ve 481 kuş türü bulunmaktadır. Bu türlerin kayıt altına alınarak eksiksiz bir envantere dönüştürülmesi ve düzenli izleme çalışmaları sürdürülmektedir. Bu zenginliğin korunarak sürdürülmesi, ülkemizin bu alandaki ayrıcalıklı konumunu güçlendirecektir.”

    Envanter çalışmalarına da değinen Kirişci, “Bu yıl içerisinde geçekleştirilen envanter çalışmalarında ülkemizde yer alan 135 sulak alanda kışlayan, 104 kuş türüne ait 1 milyon 396 bin 369 adet su kuşu sayılmıştır. 2021 yılında ülkemizde yapılan çalışmalar neticesinde, 178 türden 33 bin 817 adet kuş halkalanmıştır. Ayrıca son 3 yılda 10 türden 52 yaban hayvanı, tasma takılmak suretiyle izlemeye alınmıştır.” bilgisini paylaştı.

    “Hedef türlerimizin koruma çalışmaları sürdürülüyor”

    Kirişci, Bakanlıkça yürütülen yaban hayvanı üretimi ve tabiata yerleştirme çalışmaları kapsamında Anadolu yaban koyunu, alageyik, ceylan, geyik ve kelaynak gibi nesli tehlike altında olan hayvanların üretildiğini ve doğal yaşam alanlarına yerleştirildiğini aktardı.

    “Geçen yıl, 13 yaban hayvanı üretim istasyonumuzda 225 yaban hayvanı üretimi yapılmış, bunların 120’si doğaya salınmıştır.” diyen Kirişci, bu dönemde 105 bin kanatlı av hayvanı ile 4,5 milyon alabalığın da üretilerek doğaya bırakıldığını anlattı.

    Bakan Kirişci, 85 Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda alageyik, geyik, kızıl geyik, ceylan, kelaynak, Anadolu yaban koyunu, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi ve karaca gibi hedef türlerin koruma çalışmalarının sürdürüldüğünü söyledi.

    DNA’ları donduruldu

    Bakanlık ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Enstitüsü arasında imzalanan protokolün detaylarına ilişkin bilgi veren Kirişci, “Ülkemizde bulunan 19 büyük memeli yaban hayvanı türünden alınan, 848 DNA ve 665 doku hücre örneği, TÜBİTAK Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünde dondurulmuş olarak saklanmaktadır. Koruma altına alınan örneklerin, genetik çalışmalarda yaralanmak üzere ilgili araştırıcıların kullanımına açılması planlanmaktadır.” ifadelerini kullandı.

    “Biyolojik zenginlik bir ülkenin servetidir”

    Kirişci, Türkiye’deki biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla 100 tür için Bakanlık tarafından “Koruma Eylem Planı” hazırlandığını belirterek bu planlar sayesinde türlerin durumunun titizlikle izlendiğini ve doğal ortamlarında korunması için gerekli tüm tedbirlerin hızlıca devreye alındığını aktardı.

    2000’li yılların başından itibaren Anadolu Leoparı türünün araştırılması için çalışmalar başlatıldığını ve Türkiye’nin muhtelif bölgelerinde bu türün bulunması için sistematik foto kapan kurma çalışmaları gerçekleştirildiğini dile getiren Kirişci, yoğun çalışmalar sonucunda ülkede en son 1974 yılında görülen Anadolu Leoparı’nın tekrar görülmeye başlandığını anımsattı.

    Bakan Kirişci, biyolojik zenginliğin bir ülkenin serveti olduğuna dikkati çekerek “Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde bu serveti korumak ve geliştirmek toplumsal sorumluluğumuzdur.” dedi.

    Devamını Oku

    Tarım ve Orman Bakanlığından Şeker İthalatı İçin Tarife Kontenjanı Açıklaması

    Tarım ve Orman Bakanlığından Şeker İthalatı İçin Tarife Kontenjanı Açıklaması
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Tarım ve Orman Bakanlığı “Piyasa dengelerinin sağlanması ve spekülasyonların önlenmesi amacıyla şekerli mamul üreten imalatçılara şeker için tarife kontenjanı açılarak ithalat yetkisi verilmesine ilişkin çalışma başlatıldı.” açıklamasında bulundu.

    Bakanlığın Şeker Dairesi Başkanlığının sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşım yapıldı.

    Şeker Kanunu kapsamında, yurt içi şeker talebinin karşılanmasının, planlı üretim modeli olan kotalar vasıtasıyla gerçekleştirildiği anımsatılan açıklamada, şu ifadeler yer buldu:

    “Bu çerçevede, pancar şekeri için 2021/2022 pazarlama yılında, ülke ihtiyacını karşılayacak düzeyde, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2 milyon 632 bin 500 ton A kotası tahsis edilmiştir. Bu kotaya karşılık pancar şekeri üretimi ise 2 milyon 520 bin ton olarak gerçekleşmiştir.”

    Son üç pazarlama yılında yurt içine satılan A kotası şekerin, yurt içine satılabilen şeker miktarının, 2 milyon 455 bin ton, 2 milyon 468 bin ton, 2 milyon 507 bin ton olarak gerçekleştiği hatırlatılan açıklamada, “Bununla birlikte son günlerde spekülatif fiyat ve miktar hareketlerinin de oluştuğu gözlemlenmektedir. Piyasa dengelerinin sağlanması ve spekülasyonların önlenmesi amacıyla şekerli mamul üreten imalatçılara şeker için tarife kontenjanı açılarak ithalat yetkisi verilmesine ilişkin çalışma başlatılmıştır.” ifadeleri kullanıldı.

    Devamını Oku

    Bal Ormanları Kurulduğu Yörede Üretimi Artırdı, Halka Gelir Oldu

    Bal Ormanları Kurulduğu Yörede Üretimi Artırdı, Halka Gelir Oldu
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Tarım ve Orman Bakanlığınca orman köylüsünün gelirinin artırılması çalışmaları kapsamında Orman Genel Müdürlüğünün yürüttüğü, “Bal Ormanları Eylem Planı” çerçevesinde ormanlar oluşturulmaya başlandı.

    Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü bu doğrultuda sorumluluk alanındaki illerden Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman, Şanlıurfa, Mardin ve Adıyaman’da 20 bal ormanı oluşturdu.

    Sunduğu ekolojik katkının yanı sıra bal özü taşıyan bitkilerin ekim ve dikimiyle de kurulduğu bölgede bitki örtüsünü zenginleştiren bal ormanları, yörede arıcılık faaliyetinin artmasını sağladı.

    “Bal ormanları bölgedeki göçü tersine çevirdi”

    Şanlıurfa Orman Bölge Müdürü Mehmet Zeki Bayıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sorumluluk sahalarında 20 bal ormanının bulunduğunu, bu yıl bölgeye kazandırılacak 7 bal ormanıyla sayının 27’ye yükseleceğini söyledi.

    Arıcılığın geliştirilmesine yönelik ağaçlandırma, toprak muhafaza, erozyon kontrol ve rehabilitasyon gibi çalışmalarla bal özü taşıyan ağaç ile bitkilerin ekim ve dikimiyle oluşturulan sahaların bal ormanı statüsü taşıdığını ifade eden Bayıcı, bu alanlarda bal özü taşıyan akasya, badem, mahlep ve Antep fıstığı ağaçları ile geven, kekik gibi yöreye özgü çiçek açan ağaç ve bitki türlerini kullandıklarını belirtti.

    Bal ormanlarıyla ülkede arıcılığın desteklenmesi, bal üretiminin maksimum seviyeye getirilmesi, ülke ekonomisine katkı sağlanması ve bölgeden göçün tersine çevrilmesinin amaçlandığını kaydeden Bayıcı, “Bal ormanları bölgemizdeki göçü tersine çevirdi, geri dönüşlerle köyler de yeniden canlandı.” ifadesini kullandı.

    “Hedefimiz kovan sayısını 1 milyona çıkartmak”

    Bayıcı, şu bilgileri verdi:

    “Geçen yılın verilerine göre bölgemizdeki 20 bal ormanımızdan 750 bin arı kovanımız gezici ya da sabit bir şekilde faydalanmakta. Bunlardan yaklaşık 4 bin ton bal üretimi gerçekleşmekte. Bu sene meteorolojik olarak havalar da iyi gidiyor. Bu yıl planladığımız 7 bal ormanını da devreye sokunca hedefimiz kovan sayısını 1 milyona, bal üretimini de 5 bin tona çıkartmak.”

    Bir haneye 30 arı kovanı verdiklerini, bunun yüzde 20’sinin hibe, geriye kalanının da sıfır faizli krediyle olduğunu aktaran Bayıcı, şöyle konuştu:

    “Mevcut bal ormanı genel alanımız 30 bin dekar ve buralarda 3 milyon 500 bin fidan dikildi bugüne kadar. Bu yıl tesis edeceğimiz yeni bal ormanlarıyla bu sayı 4 milyon fidanı bulacak. Arıcılarımızla istişare halindeyiz. Talepleri doğrultusunda çalışmalarımızı yapıyoruz. Bal ormanlarımızdan istifade etmek isteyen arıcılarımız rahatlıkla buralarda konuşlanabilir. Onlardan herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Sadece ormanları tahrip edip, zarar vermeyeceklerine dair yazılı belge alıyoruz. Başka bir talebimiz yok. Yeter ki gelsinler bizim misafirimiz olsunlar.”

    Gençler arıcılığa yöneldi

    Diyarbakır’ın Çüngüş ilçesine bağlı kırsal Aktaş Mahallesi muhtarı Vahdettin Koçyiğit de oluşturulan ormanların erozyonun önlenmesi dahil kendilerine çok şey kazandırdığını vurguladı.

    Bölgelerinde bal kalitesinin arttığına ve oluşan potansiyelle gençlerin arıcılığa yöneldiğine işaret eden Koçyiğit, “Kazançları artınca insanlarımızı da kazandık. Artık gurbete, İstanbul’a gidip tekstilde 3-5 kuruşa çalışıp ailelerinden ayrı kalmıyorlar.” dedi.

    Koçyiğit, bal ormanları öncesi insanların sadece kendi ihtiyacına yönelik bal ürettiğini, şu anda ise köyde 700-800 kovanı olanların bulunduğunu, ciddi miktarda üretim yapıldığını söyledi.

    İlçedeki balın kaliteli olduğunu dile getiren Koçyiğit, üretilen balı dünyaya tanıtmak istediklerini belirtti.

    “Ağaç ve bitki popülasyonunun artması bizi bal üretmeye teşvik etti”

    Aktaş Mahallesi’ndeki bal ormanında üretim yapan İmran Balpetek de bölgedeki dağların 15 yıl öncesine kadar bitki örtüsü bakımından çok zayıf olduğunu ifade etti.

    Balpetek, bal ormanı ile yörede ağaç çeşidinin, çeşitlenen bitki örtüsüyle de balın aroması ve kalitesinin arttığını aktardı.

    “Ağaç ve bitki popülasyonunun artması bizi bal üretmeye teşvik etti. Daha önce ailemiz için 5-10 arı kovanıyla bal üretiyorduk. Bal ormanları artınca bu bizi ticari amaçla üretime teşvik etti. Daha önce ürettiğimiz bal 3-5 teneke iken şimdi yaklaşık 70 tenekeye çıktı.” diyen Balpetek, Bakanlık ve Orman Bölge Müdürlüğüne teşekkür etti.

    Devamını Oku

    Hindistan, Şeker İhracatını 10 Milyon Tonla Sınırladı

    Hindistan, Şeker İhracatını 10 Milyon Tonla Sınırladı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Hindistan, iç piyasa taleplerinin karşılanabilmesi ve şeker fiyatlarında istikrarının korunması için şeker ihracatını 10 milyon tonla sınırladı.

    Yetkililer, halihazırda haziran-ekim döneminde 9 milyon tonluk şeker ihracat anlaşması bulunduğu ve bunun yaklaşık 7,8 milyon tonunun teslim edildiğini açıkladı.

    Hindistan geçen haftalarda buğday ihracatına da kısıtlama getirirken şeker ihracatının da 10 milyon tonla sınırlanması kararının dünya genelindeki tarım ürünleri üretimi ve arzının düşmesi nedeniyle ülke içi talep ve fiyat dengesinin korunması amacıyla alındığı kaydediliyor.

    Yetkililer, ülkede bu yıl 30 milyon ton şeker üretimi yapılmasının beklendiği ve ülke içi talebin ise yaklaşık 28 milyon tonu bulabileceğini belirtti.

    İhracatta kısıtlamanın ardından şeker üreticilerinin gelecek aydan itibaren ihracat için izin başvurusu yapması gerekiyor.

    Ülke içi talebin, eylül-kasım dönemi düzenlenecek festivaller nedeniyle artması ön görülüyor.

    Hindistan’da şeker fiyatlarında son dönemlerde kayda değer bir artış görülmezken nisanda enflasyonun yüzde 7,8 artmasıyla hükümet benzin, mazot ve kömür gibi bazı kalemlerde vergi indirimine gitti.​​​​​​​

    Hindistan, Brezilya’nın ardından en fazla şeker üreten ve ihraç eden ülke olarak öne çıkıyor.

    Devamını Oku

    Bu Sezon Buğdayda Rekoltenin Yüksek Olması Bekleniyor

    Bu Sezon Buğdayda Rekoltenin Yüksek Olması Bekleniyor
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Türkiye’de stratejik öneme sahip ürünlerden buğdayda 2022 sezonu hasadına başlanırken, üretimin geçen yıla göre çok daha iyi olacağı ve herhangi bir stok sıkıntısı yaşanmayacağı tahmin ediliyor.

    Tarım ve Orman Bakanlığından edinilen bilgiye göre, 2020-2021 piyasa yılında yeterlilik oranının, ekmeklik buğdayda yüzde 89,2, makarnalık buğdayda yüzde 259 ve genel itibarıyla buğdayda yüzde 102,3 olduğu hesaplandı.

    Bu sezon için ilk buğday hasadı başlarken meteorolojik verilere bağlı olarak gelecek günlerde Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde buğdayların biçilmesi yaygınlaşacak.

    Bazı bölgelerde yağışların 2021’e göre daha yüksek olduğu hesaplanırken, buğdayda 2022 üretiminin geçen yıla göre çok daha iyi olacağı öngörülüyor. Dünya buğday üretiminde üst sıralarda yer alan Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaşa rağmen, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’de herhangi bir stok sıkıntısı yaşanmayacağı tahmin ediliyor.

    – Geçen sene 3,23 milyar dolarlık buğday mamulleri ihracatı yapıldı

    Bu üründe ithalatın büyük çoğunluğu buğday mamulleri ihracatı amacıyla yapılıyor. Geçen sene 2,44 milyar dolarlık buğday ithalatına karşılık, 3,23 milyar dolarlık un ve makarna gibi buğday mamulleri ihracatı kaydedildi ve 795 milyon dolar dış ticaret fazlası elde edildi. Türkiye dünya un ihracatında birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada yer alıyor.

    Baklagiller piyasasında ilk sıralarda

    Türkiye, hububat piyasasında olduğu gibi baklagiller piyasasında da dünyanın önemli ülkelerinden birisi konumda yer alıyor. Geçen yıl ülkede 305 bin ton kuru fasulye üretimi ile tüm zamanların üretim rekoru kırıldı.

    Dünya nohut üretiminde 2. sırada, mercimek üretimde ise 4. sırada bulunan Türkiye, 2021 yılında 64 bin ton kuru fasulye, 168 bin ton nohut ve 227 bin ton mercimek ihracatı gerçekleştirdi.

    Bakanlık tarafından, 2022’de atıl alanlarının değerlendirilmesi, stratejik öneme sahip, arz açığı olan ürünlerde üretimin artırılması, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin ekilişlerinin yaygınlaştırılması, yem bitkisi üretim miktarının artırılması amacıyla yaklaşık 400 proje hayata geçirilirken iklimin elverdiği ölçülerde yazlık buğday ve arpa ekimi yaptırıldı.

    Devamını Oku